İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, orucun vücutta yağ yakımından LDL (kötü) kolesterolü düşürmeye kadar genel sağlığa önemli faydaları olduğunu belirtiyor. Ancak iftar ve sahurda sağlıksız beslenme ve bazı yanlış alışkanlıklar bu olumlu etkileri tersine çevirebiliyor.
İftarda hızlı ve çok değişik yiyecek, içecek tüketmek sağlığa zararlıdır. Yavaş yavaş, uzun süreye yayılan bir yemek süreci uygundur. Fazla yağlı, kızartma yemek ve üst üste sigara içmek de çok tehlikelidir. Ramazan’da ortaya çıkan kalp krizlerinin en önemli sebepleri bunlardır.
Mutlaka Mola Verin! Oruç, su ve hurma ile açılmalı; daha sonra ev yapımı çorba içilmelidir. Çorbadan sonra 10-15 dakikalık bir mola verip ana yemeğe geçilmelidir. Ardından yeşillikler ve çiğ sebzelerin yer aldığı salatalar, sebzeler, baklagil gibi sağlıklı gıdalar ön planda olmalıdır.
İftarda 1-2 dilim tam tahıllı ekmek, sebze yemeği ya da baklagil ile kısık ateşte uzun süre kaynatılmış et yemekleri en uygun besinlerdir. İftar ve sahurda bir avuç kuruyemiş (ceviz, fındık, fıstık, badem) tüketilebilir. Tatlı olarak sütlü tatlılar tercih edilmelidir. İftarda meyve ise yemekten 2 saat sonra tüketilmelidir. Tatlı meyvelerin fazlası sakıncalıdır.
Çay ve kahve de iftardan en az 1-2 saat sonra tüketilmelidir. İftardan itibaren sahura kadar belli aralıklarla su içilmelidir.
Ramazan’da kalorisi bol fakat besin değeri düşük, glisemik indeksi yüksek, kolay acıktıran işlenmiş, ambalajlı ve hazır gıdalardan uzak durulmalıdır. Bu besinler arasında rafine şekerler, rafine tahıllar, meyve suları, gazlı içecekler, sütlü ve şerbetli tatlılar, işlenmiş et ürünleri bulunmaktadır.
Diyabet, dirençli hipertansiyon, kronik böbrek yetersizliği, kalp yetersizliği, nörolojik hastalığı, kanser tedavisi görenler, ülseri olan ve kanama geçiren hastalar, çocuk, hamile ve emziren kadınlar oruç tutmamalıdır.
Reklam & İşbirliği: [email protected]