Gazze‘de 7 Ekim 2023‘ten bu yana katil İsrail‘in sivilleri, çocukları, hastaneleri ve mülteci kamplarını hedef alan saldırıları, açlığı silah olarak kullanması ve insani yardımı engellemesi, bölgeyi modern çağın en ağır soykırım sahnelerinden birine dönüştürdü. Uluslararası hukuk, bu durum karşısında işlevsiz kaldı. Ateşkes girişimleri ise çoğu zaman İsrail’in saldırılarına zemin hazırladı. Ateşkese rağmen devam eden bombardımanlar, yardım geçişlerindeki kısıtlamalar ve güvenliğin sağlanamaması, ilk aşamanın neden tıkandığını gösterdi.
Gazze‘de yaşam koşulları giderek kötüleşiyor. Yüz binlerce insan çadırlarda yaşam mücadelesi verirken, temiz suya erişim sınırlı, çocuklar soğuktan ve hastalıktan hayatını kaybediyor. Ateşkesin bölgede insani bir rahatlama getirmediği açık bir şekilde görülüyor. Geçici yönetim modelleri ve yeniden inşa planları, siyasi çözüm perspektifinden koparıldığında riskler barındırıyor.
ABD‘nin sunduğu “İkinci Aşama” tanımı, güvenliği ön plana çıkarırken siyasi çözüme dair belirsizlikleri beraberinde getiriyor. Teknik projelerin halkın iradesini dışlayarak yürütülmesi, kalıcı bir çözüm getirme potansiyelini zayıflatıyor. Gazze Ulusal Yönetim Komitesi fikri ve askerden arındırma hedefi de tartışmaları beraberinde getiriyor.
Doç. Dr. Levent Ersin Orallı‘ya göre, Gazze’nin yeniden inşası sadece fiziki yıkımın onarılmasıyla değil, siyasi dönüşümle mümkün olabilir. Teknik kapasitenin ötesinde temsilin önemli olduğunu vurgulayan Orallı, dış destekli teknokratik yapıların riskli olabileceğini belirtiyor.
İkinci aşama sürecinde belirsizlikler devam ederken, Filistinlilerin iradesinin sürece dahil edilmesi ve siyasi çözümün ön plana çıkarılması gerektiği üzerinde duruluyor. Başka bir kriz yönetimi döngüsü yaşanmaması için kalıcı ve kapsayıcı bir çözüm arayışı önem taşıyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]