Çevre bilimciler Inge Schrijver, Rutger Hoekstra ve Paul Behrens, doğanın zarar görmesini ekonomi dilinde ifade etmek için kapsamlı bir araştırma yaptı. Dünyanın en zengin yüzde 10’u incelenerek karbon salınımı, biyoçeşitlilik kaybı, su tüketimi, azot ve fosfor salınımı gibi unsurları içeren tüketim ayak izleri analiz edildi. Araştırma, en zengin bireylerin yılda kişi başı 2,300 ile 7,500 dolar arasında bir çevresel borca sahip olduğunu ortaya koydu. Bu çarpıcı fatura, küresel iklim ve biyoçeşitlilik projelerinin finansmanında önemli bir kaynak olabilir.
Araştırma sonuçlarına göre, en büyük zararın biyoçeşitlilik kaybından (%47-56) kaynaklandığı ve iklim değişikliğinin (%36-45) bunu takip ettiği belirlendi. Ülkeler arasındaki tüketim ve emisyon eşitsizliği nedeniyle çevresel borç farklılık gösteriyor. Örneğin, ABD’deki en zengin yüzde 10’unun kişi başı çevresel borcu 19,000 ile 63,000 dolar arasında değişirken, Hindistan’da bu miktar 410 ile 1,400 dolar arasında değişiyor.
Bilim insanları, kirletenin ödediği vergilerin tek başına küresel çevre felaketlerini durduramayacağını, ancak sürdürülebilir tüketim modellerine geçişte önemli bir kaynak olabileceğini belirtiyor. Araştırmaya göre, ABD ve Çin’deki en zengin kesimden alınacak çevre vergileri bile 2030’a kadar biyoçeşitlilik koruma fonlarında açılan yüz milyarlarca dolarlık bütçe açığını kapatmaya yetebilir.
Uzmanlar, bu vergilerin çevreye karşı koruma önlemlerini finanse etmenin yanı sıra düşük gelirli ailelerin yaşam standartlarını artırmak için kullanılabileceğini ve toplumları çevresel çöküşten koruyacak büyük çaplı dönüşümlere kaynak sağlayabileceğini ifade ediyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]