Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin tırmanması ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikasına ilişkin beklentilerin değişmesi, küresel piyasalarda önemli dalgalanmalara yol açıyor. ABD ve İsrail ile İran arasındaki tansiyonun sürmesi, piyasaların jeopolitik riskleri fiyatlamaya devam etmesine neden oluyor.
Orta Doğu’da 8 Nisan’da sağlanan ateşkesin ardından müzakere masalarından somut bir sonuç çıkmaması ve taraflardan gelen tehditkar açıklamalar, bölgedeki kırılgan yapıyı gözler önüne seriyor. Her an tansiyonun yeniden yükselebileceği ihtimali, piyasa aktörleri için önemli bir belirsizlik kaynağı oluşturuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ı Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda ‘derhal ve hızlıca harekete geçmeleri’ yönünde uyardı. İran’a yönelik sert ifadeler kullanan Trump, aksi takdirde ‘kendilerinden geriye hiçbir şey kalmayacağını’ belirtti ve zamanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Hürmüz Boğazı’ndan tanker sevkiyatlarının sekteye uğraması ve sigorta maliyetlerindeki artış, küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırarak petrol fiyatlarındaki yükselişi tetikliyor.
Yükselen petrol fiyatları, dünya genelindeki enflasyon verilerinde belirginleşen makroekonomik olumsuz etkileri derinleştiriyor. Süregelen fiyat baskıları, merkez bankalarının para politikası beklentilerini daha ‘şahin’ bir yöne çeviriyor. ABD’de üretici enflasyonundaki sert ivmelenme, Fed’in de faiz artırımlarına yönelebileceği öngörülerini güçlendiriyor. Savaş öncesi Fed’in yıl genelinde 2 faiz indirimi yapabileceği beklentisi, yerini Fed’in Aralık toplantısında yüzde 70 ihtimalle 25 baz puanlık faiz artışına gidebileceği tahminlerine bıraktı.
Enflasyonun yüksek kalacağı endişesi ve Fed’e yönelik artan faiz artırımı ihtimalleri, tahvil piyasasında satış baskısını artırdı. ABD’nin 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri son 16 ayın, 20 ve 30 yıllık tahvil getirileri ise son 3 yılın zirvelerine ulaştı. Analistler, uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükselişin, piyasaların yapısal olarak daha yüksek enflasyon ve faiz ortamını fiyatlamaya başladığına işaret ettiğini belirtiyor.
Bu gelişmelerin yanı sıra Beyaz Saray, ABD Başkanı Trump’ın Çin ziyaretinde varılan ekonomik başlıkları duyurdu. Çin, nadir toprak elementleri ve kritik minerallere ilişkin tedarik zinciri endişelerini giderecek adımlar atacak. Ayrıca, Çinli havayolu şirketleri adına 200 adet Boeing uçağının alımı onaylandı. Çin, 2026, 2027 ve 2028 yıllarında ABD tarım ürünlerinden yılda en az 17 milyar dolarlık alım taahhüdünde bulundu.
Küresel piyasalarda altının ons fiyatı 4.545 dolardan işlem görürken, dolar endeksi yatay seyrediyor. Brent petrolün varil fiyatı ise 107,9 dolardan haftaya başladı. ABD’de endeks vadeli kontratlar haftaya satıcılı başlarken, bu hafta Nvidia bilançosu ve Fed tutanakları yakından takip edilecek.
Avrupa’da yüksek enerji maliyetleri ve siyasi belirsizlikler enflasyon risklerini gündemde tutuyor. Piyasalarda Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artışı yapabileceği fiyatlanıyor. Avro Bölgesi ve İngiltere’den gelecek enflasyon verileri, bu risklerin seyrini belirleyecek. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD, Çin ve Rusya’nın AB’yi dağıtmak istediğini belirtti.
Asya borsalarında ise Çin’den gelen sanayi ve tüketim verileri beklentilerin altında kalarak ekonomide yavaşlama sinyali verdi. Sanayi üretimi yüzde 4,1, perakende satışlar ise yüzde 0,2 arttı. Japonya’da dolar/yen paritesindeki artış, enflasyon ve tahvil faizlerindeki yükselişi tetikledi. Japonya 10 yıllık tahvil faizi 1995’ten bu yana en yüksek seviyesi olan yüzde 2,74’e ulaştı.
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi cuma gününü yüzde 1,89 düşüşle 14.367,60 puandan tamamladı. Dolar/TL kuru 45,5770’ten işlem görüyor. Yarın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle Borsa İstanbul kapalı olacak. Yurt içinde tüketici güven endeksi ve işsizlik oranı takip edilecek.
Reklam & İşbirliği: [email protected]